15 Nisan 2008 Salı

Şeyh Said Kimdir?

Şeyh Said 1865 yılında Erzurum’un ilçesi Hınıs’a bağlı Kolhisar Köyü’nde dünyaya geldi. Babasının adı Şeyh Mahmut Fevzi’dir. Şeyh Said’in ailesi köklü ve büyük ailelerdendir. Ailesi daha Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde, düşman saldırılarıyla karşılaşır. Sultan 1639’da Şeyh Said’in dedesi Seyyid Haşim’i katleder.

Şeyh Said’in dedeleri şu silsileyle geliyor: Mele Haydar, Mele Kasım, Şeyh Ali Septi Amedi, Şeyh Mahmut Fevzi. Şeyh Mahmut Fevzi Palu’dan Hınıs’a gidip Hınıs’ın köyü Kolhisar’ı satın alır ve orada yerleşir. Şeyh Mehmûd Fevzi’nin yedi oğlu olur. Bunlar; Şeyh Said, Şeyh Bahaddin, Şeyh Diyaeddin, Şeyh Necmeddin, Şeyh Tahir, Şeyh Mehdi ve Şeyh Abdurrahim’dir.

Babasının ölümünden sonra bu büyük ailenin bütün sorumluluğu Şeyh Said’in üzerine kalır. Şeyh Said’in ailesi çok zengindi. Sürüleri vardı ve bu sürülerini Erzurum’dan ta Halep’e, Musul’a, Şam’a kadar götürüyordu. Şeyh Said bu arada hem ticaret yapıyor hem de gittiği yerlerde insanlarla ilişki geliştiriyordu. Bundan dolayı onu tanıyanlar ve sevenler çoktu. Bir çok insan onun etkisinde kalıyordu. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir çok Kürt yerinden yurdundan göç ettirilir. Bu dönemlerde Osmanlı, onu ve ailesini de sürmek isterler ama dönemin kaymakamını Şeyh Said tehdit eder ve ondan çekindikleri için Ona ve ailesine karışamazlar.


Şeyh Said'din Eğitimi

Şeyh Said ilim öğrenmek için medreseye başlar. Muş, Malazgirt, Hınıs ve Palu’da eğitimini tamamlar. Şeyh Said bilinçli ve akıllı bir insandı. Köy köy gezip İslami ve ulusal mücadele bilincini insanlara vermeye çalışır. Osmanlı’nın yıkılıp Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber Cumhuriyetin kurucuları gerçek yüzlerini göstererek İslam ve Kürt karşıtlığına dayalı politikalarını gün yüzüne çıkarırlar. Bu da Şeyh Said’in çabalarını artırır. O, bu durumda artık yerinde duramazdı. Gün çalışma günüydü.

Şeyh Said'din hanımıyla son konuşması

Şeyh Said kıyama katılmak için hazırlığını yapar ve evden çıkacağı zaman hanımı ona şöyle der:

Sen bizi kime bırakıp gidiyorsun”. Bu soru karşısında Şeyh Said tarihi cevabını şöyle verir:

- Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine bu kafirlere karşı çıkacağım. Ne ben Hz. Hüseyin’den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bu kafirlere karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi; “Ey Said Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah’ın emirlerini ayaklar altına almışlar.

Evet ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir!

Kardeşi Bahaddin ise O’na şöyle der:
Abi sen biliyorsun Müslüman halkı bilgi yönünden pek gelişkin değil. Sen başaramazsın.

Şeyh Said’in cevabı takdire şayandır.

- Bahaddin, Bahaddin! Hiç merak etme ben Amed’de asılacağım, sen de Kur’an’ın üzerinde şehit düşeceksin.

Hz. Hüseyin de nerede şehit düşeceğini bilmiyordu. Ama onlar için her şeyden önemlisi Rablerine olan sevgiydi.

Şeyh Said'din son sözleri

Asılacağı sırada bir kağıdın üzerine Arapça şöyle yazıyor: “ Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir."

Kaynak: seyhsaid.bravehost.com

8 yorum:

  1. Kendi anlatımlarınızla şeyh saitin bölge egemenliği Cumhurıyetle son buldu. Artık kaymakam tehdit edemez oldu. Dini araç olarak kullanarak kesesini doldurmayı sürdüremiyordu.Çıkarları engellendi. Bu engelleme karşısında İngiliz ve Fransızlarla işbirliği içide. Yine dini kullanarak ama bu kez Bağımsız kürdistan amaçlı ayaklanmalara başladı.
    Gerçek hi de sizin anlattığınız gibi değil.

    YanıtlaSil
  2. Kendi anlatımım değil!
    Orjinal Metine burdan ulaşabilirsiniz.
    Alıntı bir yazıdır.

    YanıtlaSil
  3. selamun aleyküm kardeşim sen ne diyorsun ya ne dini savunması siz nasıl müslümansınız nerde bir kişi cihad yapıyor ağzınızdan çıkan laf aynı: ' dini kullanıyor' biraz mantıklı düşün madem dini kullanacak neden din dışı eylemlere canı pahasına karşı koysun ki? eğer dini kullanma gibi bi amacı olsa sonuna kadar götürür idam edecekleri zaman taviz verirdi ama vermedi neden?: çünkü davasından cihaddan vazgeçmedi ingilizlerle fransızlarla işbirliği diyosun onlar islamı mı savundular ne işbirliğinden bahsediyosun sen

    YanıtlaSil
  4. ne dini savunması değil yanlış yazmışım ne dini kullanması olacak

    YanıtlaSil
  5. 3 Nisan 1925: Kulp üzerinden Genç’e hareket ve birliklerin Murat vadisine geçişi
    3 Nisan 1925: Kanun no:310, sıra no:12 Havalii Şarkiye muhacirlerinin iadesi ve mesakinin tamir ve inşası için tahsisat itasına dair kanun (Rus işgaline maruz kalıp batıya göç edenlerin geriye dönüşünü sağlayan yasanın kabulü)
    4 Nisan 1925: Kığı bölgesindeki asilerin bir kısmının yakalanması
    5 Nisan 1925: Asilerin Genç’e çekilmesi
    7 Nisan 1925: İnönü’nün isyanın seyri hakkında Meclisi bilgilendirmesi
    8 Nisan 1925: Birliklerin Kulp’a ulaşması
    8 Nisan 1925: Kuruca Geçidini tutan asilere ordu birliklerinin taarruzu ve Çapakçur’un ele geçirilmesi.
    8 Nisan 1925: Şeyh Said’in Genç’e gelmesi ve Çapakçur’dan gelen 500 asi ile birleşerek Solhan istikametine kaçışı
    11 Nisan 1925: Beşiri bölgesinde asilerle çatışma ve 15 şehit 10 yaralı veren Alayın dağılması
    12 Nisan 1925: Genç merkezi olan Darahini’nin 7 nci Tümen tarafından kurtarılması asilerin elinde olan 1 nci Süvari Tümeninden yüzbaşı Cemil ve Salim Jandarma Binbaşısı Mustafa 21 nci Süvari Alayından Binbaşı İbrahim, Süvari Alay Tabibi Yarbay Cemal, Tğm. Ömer birçok erin kurtarılması.
    14 Nisan 1925: Cibranlı Miralay Halit ve Ziya Hurşit Bitlis’de idam edilmesi.
    14 Nisan 1925: Çapakçur ve Genç bölgesinin asilerden temizlenmesi
    14/15 Nisan 1925: Şeyh Said’in ve adamlarından bir kısmının VARTO yakınlarında Abdurahman paşa köprüsünde, 12 nci Tümen, 35 nci Alay (Komutanı Galip bey) 2 nci Tabur (Komutanı Selçuklu Hüseyin bey) un şiddetli ateşi karşısında kurtuluş çaresinin kalmadığını anlayarak 24 adamıyla birlikte teslim oldular.
    15 Nisan 1925: İsyan hakkında resmi tebliğin yayımlanması
    21 Nisan 1925: İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi Raporunun 4 ncü maddesinde, ele geçen belgelerden İngilizlerin ayaklanmayı Irak'taki İngiliz yetkililerinin desteklendiğini kabul etmesi.

    YanıtlaSil
  6. sanırım yazının son mısraları oynanan oyunu anlatabilmiştir 15 nisan ve 21 nisan günlerindekini kasediyorum

    YanıtlaSil
  7. arkadaşlar lütfen böyle yobaz şeyler yazmayın. çünkü asıl yobazlık yıllarca bize empoze edilen sözler. dini kullanmak dini aracı etmek. hayır hayır arkadaşlar lütfen hayır. bizler de milli değerlerimize böyle yaparsak başkaları ne yapar. şeyh said kendince haklı olanı yapmıştır. allah razı olsun ondan diyelim.

    YanıtlaSil